GREV GÖZCÜSÜ
O bölgede sendikanın örgütlenme çalışmaları devam ediyordu. Ancak
işverenler o sendikaya karşı kesin tavırlı olduğu için; örgütlenme çalışmaları
çok zor, güçlükle devam ediyordu.
Sözleşme yetkisi alınan işyerlerinde de, diğer sendikanın isteklerine
yakın istekte bulunsa bile kabul görmüyordu. Ve sendika mutlaka grev kararı
almak zorunda kalıyordu. Diğer sendika gerek sözleşme aşamasında, gerekse
uygulamasında işçiden çok işvereni gözetiyordu. Onun için işverenler bu
sendikanın örgütlenmesine; her ne pahasına olursa olsun engellemeye çalışıyor,
zaman zaman da başarılı oluyorlardı.
O fabrikada da örgütlenme çalışması çok zor geçmişti. Ancak sendika
görevlilerinin akılcı ve kararlı tutumu, işçilerin kararlılığı ile birleşince;
çok zor da olsa sözleşme yetkisi alınmıştı.
Bu örgütlenme sürecinde, özellikle Esma isimli kız işçi çok gayret
etmişti. Kadın işçileri tek tek üye kaydetmiş; örgütlenmenin her aşamasında
sendikaya gelerek, çalışmaları hakkında düzenli bilgi vermişti.
Tuğla fabrikalarında daha çok kadın işçi çalıştırıyordu. Çünkü kadın
işçiler genellikle kızken çalışıyordu. Bu işçiler çeyizliğini tamamlayıp
evlendikten sonra; hele doğum yapınca, doğru dürüst doğum ve emzirme izni
olmadığı için işi bırakıyordu.
Dolayısı ile işverene herhangi bir tazminat ödemeden; daha ucuza işçi yenileme
olanağı doğuyordu. Sonra tek tek kadın işçiler üzerinde daha kolay baskı
oluşturabiliyorlardı. Onun için kadın işçileri daha çok tercih
ediyorlardı. Ancak iş sendikalaşmaya gelince tek tek zayıf kaldıkları için
tercih edilen kadın işçiler çok kolay sendika çalışmalarını sürükleyen militana
dönüşebiliyordu. Her an ön safta olmalarıyla erkek işçileri etkileyip onların
sendikaya katılmalarında çekici güç oluyorlardı.
Bu bilindiği için örgütlenmenin ilk aşamasında bu kadın işçilerin
örgütlenmeye yatkınlıklarıyla öncelikle ilişki kurulmuştu.
İşte Esma da o fabrikanın en dinamik, ateşli kadın işçilerindendi. Ve
örgütlenmenin tüm aşamasına büyük bir istekle katılmış diğer işçileri de
sürüklemişti. Onu için Sendika Başkanı da sözleşme imzalandıktan sonra
yapılacak temsilci seçimine kadar, onu Baştemsilci olarak atamıştı. O da
baştemsilci olunca adeta panter gibi; çok daha atılgan olmuştu.
Sendikanın yetki aldıktan sonra yaptığı tüm toplu sözleşme görüşme
çağrılarına işveren hiç cevap vermemişti. Bunun üzerine sendika normal
prosedürü işletmiş; sonunda grev kararı almak zorunda kalmıştı.
Aslında sendikanın amacı grevsiz sözleşme imzalamaktı. Çünkü grevler zor
geçiyor, işçi ve sendika çok zorlanıyordu; ama ne yapılırsa yapılsın o sendika
hep grev ve direnişlerle sonuca varıyordu. Böyle olunca da başarmanın tek şartı
işçilerin kararlı ve dirençli olmaktı. Bu da ancak çok sağlam bir örgütlenmeyle
oluyordu.
Öyle ki; tıpkı gizli örgüt kurar gibi tek tek, çok gizli, sıkı kurallara bağlı
bir çalışma yapmak zorunlu hale geliyordu.
Yetki alana kadar işverenin haber alıp işçi çıkarmasını önlemek için bu
çalışma çok gerekliydi. Haliyle böyle bir çalışma sırasında, işçilerle dostluk
derecesinde yakınlık kuruluyordu. Hatta onların özel yaşamlarını bile bir
şekilde öğreniliyordu. Sendika görevlileri işçilerin sevdalarını, harcını
borcunu yakından paylaşıyordu.
Burada Esma da nişanlıydı. Nişanlısını çok seviyordu. Öyle ki; onun için
canını seve seve verebilirdi. Bunu her fırsatta belli ediyordu. Nişanlısı ise;
Esma’nın aksine biraz durgun bir çocuktu. Sendikaya pek sıcak bakmıyordu. Belli
ki tam evlilik öncesi sendikaya katılıp da duyulursa, işten atılmaktan
korkuyordu. Çünkü çok fakirdi. Tek gelir kaynağı, tek zenginliği fabrikadan
aldığı ücretti. İşten atılıp işsiz kalırsa ‘asla Esma ile evlenemem’ diye
korkuyordu.
Esma’nın atılması onun için önemli değildi. Sonuçta o işi bırakıp evinin
kadını olacaktı. Böyle düşünüyordu. Bunu hiç söylememişti; ama sendikanın o
bölgede örgütleme çalışmalarını yürüten yetkilisi bunu anlıyordu. Nişanlının
Esma’yı deliler gibi sevdiği için ona kavuşmasını engelleyecek hiçbir riski
göze alamayacağı belliydi.
Esma adeta zorla da olsa onu sendikaya üye kaydetmişti. Ancak
sendikanın yaptığı toplantılara getirememişti. Buna çok üzülüyor
arkadaşlarının yanında kendini mahçup ettiği için kahroluyordu.
Sendika yetkilisi bu durumları bildiği için, defalarca Esma’ya “nişanlını
fazla sıkıştırma; kendince haklı nedenleri vardır. Sen gayretinle onun
eksikliğini fazlasıyla tamamlıyorsun” diye teselli ediyordu.
Sevgisi çok fazla olmasa onu kesin terk ederdi. Sendika yetkilisi;
Esma’nın böyle bir delilik yapmaması için özellikle ilgilenip nişanlısına
anlayış göstermesini sağlamaya çalışıyordu.
Diğer erkek işçiler de benzer nedenlerle Esma’nın nişanlısından farklı
değildi. Bir iki bekar genç işçi dışında onlar da sendikaya karılarının veya
beğendikleri kızların etkisiyle üye olmuştu.
İşte böyle bir çalışma süresi sonunda alınan sözleşme yetkisine işveren
olumlu cevap vermeyince grev kararı alınmıştı.
İşveren düzmece imzalarla grev oylaması isteyince ‘yapılan oylamayı da’
başta Esma olmak üzere kadın işçilerin gayretiyle sendika kazanmıştı. Sıra grev
uygulamasına gelmişti.
O gün sabahleyin çoğunluğu kadın olan üyelerle sendika yetkilisi ve
görevlileri fabrikanın önüne geldiler. Grev çadırını kurmaya başladılar. Bir de
davul ve zurna kiralanmıştı.
Sendika görevlileri çadırı kurarken, davul zurna çalmaya başladı. Ortalık
şenlik yerine dönmüştü. Sendika yetkilisi de çadır kuranların yanında bekliyordu.
İşçiler gelmeye başlamış; bazıları grevi kırarak fabrikaya yönelmişti.
Esma sabah gelir gelmez sendika yetkilisine “başkan gözcü önlüğünü ilk ben
giyeceğim“ demişti. Yetkili de “tabi ilk senin hakkın, al giy” diye önlüğü
uzatmıştı. Esma büyük bir heyecanla grev gözcü önlüğünü giymiş; biraz ileride
işçilerin bahçeye giriş yaptıkları kapının önünde duruyordu.
Greve katılmayıp fabrikaya yönelen tamamı erkek işçilere Esma küçümseyerek
bir şeyler söylüyordu. Sendika yetkilisi yanına giderek “fabrikaya yönelen
işçilere kötü bir söz söyleme. Bir iki gün sonra ikna edip yanımıza çekeriz”
diye uyardı. O ”peki başkan, kendimi frenlerim” dedi. Çok heyecanlıydı. Asıl
heyecanı nişanlısını bekliyor olmasıydı.
Sendika yetkilisi de o çocuğun greve katılmayıp fabrikaya gideceğini
tahmin ettiği için Esma’yı uyarmıştı. Yetkili tekrar çadırın yanına geldi.
Çadırın kuruluşunu seyrediyor bir yandan gelen işçilerle Esma’yı gözlüyordu.
Davul zurna çalmaya devam ediyordu. Yetkili, Esma nişanlısı gelip de grevi kırarsa
ne yapar diye merak ediyor; biraz da endişeleniyordu.
Az sonra kapıda Esma’nın nişanlısı gözüktü. Esma grev gözcüsü olduğunu
gözüne sokarcasına nişanlısının karşısına dikildi. Nişanlısı geldi. Esma’nın
yanında durakladı. Bir şey söyleyecekti vazgeçti. Fabrikaya doğru yürüdü. Esma
donup kalmıştı.
Sendika yetkilisi baktığını görmesin diye başını çevirdi. Nişanlısı tam
sendika yetkilisinin önünden geçiyordu. Önüne bir şey düştü. Yetkili göz ucuyla
baktı. Yüzüktü. Esma deliler gibi sevdiği nişanlısı grev kırıp onu yüz üstü
bırakıp fabrikaya yönelince bir an bile tereddüt etmeden nişan yüzüğünü çıkarıp
ona fırlatmıştı.
Nişanlısı önüne nişan yüzüğü düşünce zınk diye durdu. Davul zurna susmuş.
Görevli çadır kurmayı bırakmıştı. Ortalık sessiz, sinek uçsa duyulacaktı.
Nişanlısı yüzük önünde öylece duruyordu.
Sendika yetkilisi görevliye çadır kurmaya devam etmesini ve davul zurnaya
da çalmasını işaretle söyledi. Davul zurna tekrar çalmaya başladı.
Esma’nın nişanlısı eğildi yerden yüzüğü aldı Esma’nın yanına gitti “gözcü
önlüğünü çıkar ben giyeyim” dedi. Esma müthiş bir çığlık atıp nişanlısının
boynuna sarıldı. Sonra koştu. Görevliden önlük istedi. Aldığı önlüğü
nişanlısına giydirdi. Nişanlısı da nişan yüzüğünü, bir daha hiç çıkarmaması
dileğiyle Esma’nın parmağına taktı. Birlikte yan yana grev gözcülüğü yapmaya
başladılar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder